PratikA'ya Hoş Geldiniz...

E-posta ve parolanızı kullanarak
güvenli giriş yapabilirsiniz.


PratikA Üyelik

PratikA ayrıcalıklarından yararlanmak için
aşağıdaki formu doldurmanız yeterli.

Kullanım koşullarını okudum ve kabul ediyorum.

PratikA'ya Hoş Geldiniz...

E-posta ve parolanızı kullanarak
güvenli giriş yapabilirsiniz.

reklamcilikla-ilgili-bilgilerreklamin-islevleri title=

İkna Etme İşlevi

Bilgi - 23-03-2017

İkna etme, rekabetin yoğun olduğu ortamlarda marka tercihi geliştirmeye, rakip markalara olan tutumu değiştirmeye, ürün algılamalarını geliştirme ve değiştirmeye, markanın denenmesini sağlamaya yöneliktir. "Hiç bir sabun Hacı Şakir'den daha saf ve daha doğal değildir, "fark göremiyorum, farkı fiyatı" gibi sloganlar buna örnek gösterilebilir (İslamoğlu, 1999: 496). Reklamların ikna etme fonksiyonu, bugün modern reklamcılığın ana amacı olarak görünmektedir. İnsanların arzuları ile üretim arasında bir bağ kuran reklam, tüketiciyi belli bir yönde davranmaya itmeye ve reklamı yapılan mal veya hizmetin tercih edilmesini sağlamaya çalışmaktadır (Kavas, 1988: 67). Reklamlar genelde imaj yaratmayı ilke edindiği için reklamı yapılan ürünlerle mutluluk ve başarı gibi arzulanan koşullar arasında bir bağlantı kurmayı hedeflemektedir. Reklam bir ikna etme olayıdır ve duygusal cazibelere, dramatik ve komik imajlara ve bazen de insandaki korku ve arzuların sömürülmesine dayanmaktadır (Çamdereli, 2006: 42). Reklam, "ikna sanatı”nı kullanırken, doğru hedef kitleye doğru reklam mesajını vermeye çalışarak kimi zaman toplumca önemli bir sanatçı ya da iş adamını, kimi zaman mizahı ve kimi zaman da çocukları kullanır. Bunu yaparken de iletişim, psikoloji ve sosyoloji gibi bilimlerden faydalanır; yegane amaç "tüketicinin ikna edilmesidir".
Reklam, tüketim talebini en yüksek düzeylerde tutabilmek için, tüketicileri artık kökleşmiş bulunan alışkanlıklarını değiştirmeye, tutum ve davranışlarında köklü değişiklikler yapmaya, eski eşyalarını kaldırıp atarak, bunların yerine yenilerini almaya ikna etmeye çalışır. Bir örnek: "Siz hala annenizin margarinini mi kullanıyorsunuz?" (Çetinkaya, 1992: 93).

Tüm Yazılarımız için tıklayın.